Sehirinlife.com Bandırma Şehir Dergisi

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

BABAM BANA İNŞAATLARDA ÇİVİ TOPLATIRDI…

09.04.2021
265

Hacıyusuf Mahallesi doğumlu… Dedesi Kırım Tatarlarından… 7 yaşında babasının yanında ticaretle başladığı hayatına Avukatlık mesleğini de sığdırmış fakat hiçbir zaman siyasetten kopmamış bir isim… Sıkı bir Şebnem Ferah hayranı… Eşi Seda Tosun ile 3 yıldır süregelen mutlu evliliklerini önümüzdeki aylarda doğacak bebekleri ile taçlandıracak bir çift…
İşte A’dan Z’ye bir Tolga – Seda Tosun ropörtajı

Çocukluk yaşantınız ve aile hayatınızla başlayalım isterseniz…
Hacıyusuf mahallesinde doğdum. Dedelerimiz Kırım Tatarlarından gelmiş. Sunullah Mahallesine yerleşmişler. Dededen beri sanayi ve ticaret hayatının içindeyiz ailecek. Taş Ocaklarımız vardı, mozaik işi yapıyorduk. Babamlar üç kardeşler. Daha sonra inşaat sektörüne girip devam etmişler ticari hayatlarına. Hacıyusuf’ta geçti çocukluğum… Hükümet Konağı’nın hemen arka sokağında oturuyorduk. Yeni Ozar Sinemasının yanındaki binada… Kaymakamlığın orada, eski çay bahçelerinin orada geçti hep çocukluğumuz… Biz hep sokaklarda büyüdük. Mahalleler arası arkadaşlarla gider gelir, arsalarda top oynardık. Şimdi Bandırma büyüdü, kalabalıklaştı… Eski Mahalle kültürü kalmadı artık. O kadar rahattık ki, Sinan diye bir arkadaşım vardı. 6-7 yaşındayız. Bizi zabıta bir yandan, polis bir yandan aramaya çıkarlardı. Tren yolunun oralarda bulurlardı bizi. Biraz da yaramazlık vardı tabi. Her mahallenin kendine ait yaş grubuna göre bir futbol takımı vardı. Çocuklar kendi aralarında ya da mahalle aralarında maçlar düzenlerlerdi.

Deniz Bandırma’ya çok yakında… Biraz orta yaştakiler bilir. Eski Kaymakamlık Konutu’nun oraya kadar denizdi. Sahil Caddesi’nin hemen altı denizdi. Sapanlarla oralarda kuş avlamaya çalışırdık. Gençliğim de Hacıyusuf’ta geçti. Bizi çok ufak yaşlardan bu yana çalışmaya alıştırdılar. Dedemlerin, Babamların ofisinin yeri şimdi Hamit Levent Gürer’in işyerinin olduğu yerdeydi. Bizi yazıhaneye götürürlerdi. Yaz tatilinde, haftasonları, ara tatillerde yazıhanede temizlik yapar, çay demler, müşterilerle konuşur, getir – götür işlerini yapardık. Babam bana Pazar günleri inşaatlarda çivi toplatırdı. İnşaat malzemeleri gelirdi onları indirirdik. Arkadaşlarımızın Tatlısu’da yazlıkları vardı. Denize girerlerdi bütün gün. Biz ise akşam işler bittikten sonra belki girerdik.

İSTENEN PARAGRAFTAN SONRA ÇIKAN REKLAM ALANI - 1

Küçüklüğünüzden bu yana çalışma hayatı, üniversite eğitiminiz hukuk, şimdi ki yaptığımız iş siyaset… Küçüklüğünüzde hangisini hayal ederdiniz? Mesleki bir hayaliniz var mıydı?

Tabi ben küçük yaştan bu yana inşaatlarda olduğum için hep inşaat üzerine düşünüyordum. Babam aktif siyasetin içindeydi hep. SHP döneminde 1989-91 seçimlerinde babam birinci sıra milletvekili adayıydı. Merkezde seçim ofisi vardı şimdi ki Odaman Otel’in oralarda. Oralarda hep siyasi atmosferin içindeydik. Hep teneffüs ettik o havayı. Eve gelen gidenlerin hiç eksik olmaması, toplanılan yerler… Parti binası, şehir kulübü oralardan haberleşirdik. Şans işi biraz siyaset… Emek harcayacaksın… Organizasyonu iyi kuracaksın… Ama hukuk benim kendi istediğim bir şeydi. Çünkü hukuk evrensel… Hukuk okuduktan sonra herşeyi yapabilirsin. Master yaparsın işletmeci olursun, hakim olursun, savcı olursun. Bu altyapıyı okumak istedim ben siyasette bile bir çok şeye yardımcı oluyor şimdi. Çünkü herşey kanunlarla yönetiliyor. Bugün Belediye Başkanıyız ama yarın olmayabiliriz. Burası bir geçim kaynağı değil, hizmet makamı… Sözlerimiz var, onları gerçekleştireceğiz. Onları gerçekleştirince de teşekkürümüzü edip gideceğiz. 2004’te okulu bitirip Bandırma’ya döndükten sonra hem iş hayatı hem de Belediye’ye girip çıkıyorduk tabi işlerimiz gereği. Oradaki arkadaşları tanıyorduk. Belediye Avukatımız Fatoş Akan mesela benim yakın arkadaşımdır. Ben ona 2009 yılında “Bu dönem Meclis üyesi olacağım, 10 yıl sonra da Belediye Başkanı olacağım senin başına” demişim. Onu hep hatırlatır bana. Ruşen Tosun, Sedat Pekel, Ozan Onur, Dursun Mirza hepsi benim siyasette hocalarım aslında. Ben onların yanında yetiştim. Dinledik, insanlara yaklaşımlarını gördük ve hepsinden farklı farklı özellikler aldık.

Belediye Başkanı seçildiğinizin kesinleştiği anda neler hissettiniz?

İnsanlar sana oy vermişler ve Belediye Başkanı seçilmişsin. Çok onur ve gurur verici bir şey. Başta onu söyleyeyim. Ben anketler yaptırdım. Hangi mahalleye hangi yatırımın gideceği ile ilgili bile anket yaptırmışım. Onların çalışmaları var bizim elimizde. Ama araya pandemi süreci girdi ve bu süreçte insanların istekleri değişti. Önceden havuzlar, basketbol sahaları, trafik sorunu derken insanlar şimdi öncelikle yeşil alan istiyorlar. İlk Belediye Başkan Adaylığım belli olduğunda Ankara’da Ahmet Akın ile birlikteydik. İlk eşim Seda’yı aradım, sonra annemle ve babamla görüştüm. Seçim kazanmak tabi çok daha başka bir şeydi. Tabi bir de çok ciddi bir farkla almak daha bir gurur vericiydi.

2019 seçimlerinde Belediye Başkanı seçildikten sonra artık iş dünyanızda, sosyal yaşamınızda, günlük hayat akışınızda değişiklikler olmaya başladı tabi ki. Eski yaşamınıza göre şimdi neleri yapmaya fırsat bulamıyorsunuz?

Bir defa çok büyük bir sorumluluk var üzerimde. Şehri temsil ediyoruz sonuçta. Tabi iş böyle olunca da oturmamız, kalkmamız, sakal traşımız, giyinmemiz her şeyimiz değişti. Önceleri kot pantolonla rahat gezerken mesela şimdi takım elbise giyiyoruz. Çarşıda mesela eskiden daha rahat yürürken şimdi herkese selam veriyorsun, hayırlı işler diyorsun, bir ihtiyacı olup olmadığını soruyorsun. Tabi komutanlar zor savaşlarda belli olurmuş derler. Bizim de öyle bir döneme denk geldik ki dünyada pandemi diye bir şeyin olduğunu öğrendik hep birlikte. Hiç görmediğimiz şeyleri gördük. Şans biraz da… Aslında bir de tarihe geçmiş olduk. Eskiden araştırdığımızda mesela bundan 100 yıl önce İspanyol gribi varmış. Şimdi ise korona var. İnsanlar belki de bundan 90-100 yıl sonra baktıklarında bugünlerde ne olduğuna diyecekler ki o dönemde Bandırma’nın Belediye Başkanı Tolga Tosun diye biriymiş.

Aslında çok dikkat etmeniz gereken bir dönem sizin için. Ülkede, dünyada pandemi olarak belirlenmiş bir hastalık söz konusu. Siz Belediye Başkanı olarak bu süreçte halkın arasında gözükmeseniz eleştirilme durumunuz var. Halkın içinde olsanız birilerinden hastalığı kapma ve bunu belki de evdeki eşinize taşıma riskiniz var. Bu konuda nasıl tedbirler alıyorsunuz evde ve günlük hayatınızda.

Çok dikkat ediyoruz tabi. Maske çok önemli. Maske mutlaka takılmalı. Belediye’ye ziyarete gelenler de olsa, dışarıda ben de bir yerlere gitsem maskem hep takılı. Eve gelince ellerimi yıkayıp üstümü değiştiriyorum. Eşim bir koltukta ben başka bir koltukta oturup sosyal mesafemizi koruyoruz evde. Eve çift yatak odamız var mesela. Ben mümkün olduğunca pandemi döneminde ayrı odalarda yatmaya çalışıyorum. Çok insanla görüşüyoruz çünkü gün içinde. Özel Kalem’deki sekreteryadaki arkadaşlarımız ziyaretçilerimize söylüyor mutlaka maskeleri çıkartmayın diye. Tabi bir de yakın zamanda bizim bir çocuğumuz olacak. Böyle olunca kat be kat dikkatli olmak zorundayız.

Eşinizle nasıl tanıştınız?

Eşim Türk Telekom’da çalışıyordu. Bizim de şirket hatlarımız vardı. Ofisimize satış için geldiğinde tanıştık tabi ki. 4 yıl bir flört dönemimiz oldu. 2018’in 14 Temmuz’un da evlendik.

Nasıl bir evlenme teklifi yaptınız eşinize?

Evdeydik. Güzel bir yüzük aldım tabi ki. Normal bir şekilde evlenme teklif ettim tabi ki. (Seda Hanım araya girerek romantik bir teklif olmadığını söyler…)

Belediye Başkanlığı görevinizde olmanız nedeniyle akşam 5 dediğinizde işten çıkma gibi bir durumunuz söz konusu olmuyor tabi ki. Bu süreçte eve, eşinize ne kadar vakit ayırabiliyorsunuz.
Pandemi dönemi olduğundan şimdi eve vakit ayırıyoruz az çok. Saat 5’te çıkma ihtimalin zaten yok. Ben Belediye’de mesaime erken başlıyorum. 8-8:30 gibi Belediye’de oluyorum çoğu zaman. Müdürlerle hemen bir toplantı oluyor çoğu zaman. Tabi ki ziyaretçi trafiği oluyor sürekli. Akşam olduğunda da 7-8 gibi çıkıyorum. Tabi pandemi dönemi haricinde olduğunda eğer bir organizasyon varsa akşam. Tiyatro, konser, konferans gibi, ona katılmak zorundasın. Eve dönüşümüz gece 11-12’yi buluyor. Varsa biraz gazetelere, televizyona göz gezdiriyorum. O kadar. Tabi bu nedenle aileye, eşe, anneye, babaya çok az vakit ayırabiliyorsun. İlerleyen zamanlarda bunu programlayacağım tabi ki. Çünkü yakın süreçte bir de çocuğumuz olacak. Eşime, çocuğuma ayıracağım vakti planlamam lazım.

Evdeki vakitlerinizde neler yaparsınız?

Televizyon izlerim.. Özellikle takip ettiğim bir program yok ama genelde haber bültenlerini takip ederim. Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’nun çıktığı programları takip etmeye özen gösteriyorum. Evde bir de köpeğimiz var. Onunla uğraşıyoruz.

Müzikle aranız nasıldır?

Tabi işimiz itibarıyla Belediye’de böyle şeyler olmuyor ama yolda mesela aracımda ya da evde müzik dinlerim. Sıkı bir Şebnem Ferah hayranıyımdır. Genelde araçta Türkçe Rock müzikler dinlemeyi severim.

Belediye Başkanlığı temposu yoğun olduğu için sosyal hayat, ev hayatı derken tabi beslenme düzeninizi de etkiliyordur büyük ihtimalle. Nasıl bir beslenme düzeniniz var? Sevdiğiniz yemekler nelerdir? Evde eşinizin hangi yaptığı yemeği daha çok seversiniz mesela?

Belediye’de birileri yemek söylemeyi düşünürse, önümüze getirirlerse aklımıza geliyor yiyoruz. Sabah erken kalkıp erken saatte Belediye’ye gidiyorum. Bir defasında mesela Büyükşehir Belediye toplantısı vardı Balıkesir’de. Oradan döndüm sabaha karşı 5’ti. Eve uğrayıp kıyafetlerimi değiştirip hiç uyumadan Belediye’ye gittim. Makamdayken mesela çayla birlikte yanında bir tane poğaça ya da simit getirirlerse onu yiyorum kahvaltı olarak. Öğle saatlerinde kendilerine ne yemek söylerlerse onu yiyoruz. Genelde ben pandemi dönemi haricinde mesela bir gün öğlende sanayi de bir lokantaya giderdim. Diğer bir gün merkezde, bir başka gün 100. Yıl Mahallesi’ndeki bir lokantaya gider öyle yemek yerdim. Oradaki lokantadan çıkıp yakındaki çay ocağında çay içiyorum mesela. Vatandaşlarla iç içe olmak, sorunları istekleri birinci ağızdan dinlemek açısından bu çok önemli. Seda Hanım’ın elinden her yemek gelir ama ekşili köfteyi çok güzel yapar. Tabi ailede de mesela bizim evde çok güzel yemek yapılır. Annemin ablamın el lezzeti çok iyidir. Ama ben biraz takıntılıyım. 2004’te ben üniversite eğitimini tamamlayıp Bandırma’ya döndüm. 2006’da ailemden ayrı eve çıktım. 25-26 yaşlarından evleninceye kadar da bekar evinde yaşadım. Ama evimi görseniz sanki kız evi gibiydi. Bekar evi gibi değildi. Yani toz alırdım, temizlik yapardım ama tabi ütü falan yapamazdım. Onları da gelen temizlikçi bir ablamız vardı o yapardı. Mesela giysilerim dolaba konurken renkleri koyudan açığa olacak. Takıntılıyım o konuda. Yemek konusunda da takıntım var.

Yaklaşık 3 ay sonra artık hayatınıza yeni bir birey dahil olacak ve baba olacaksınız? Nasıl bir his sizin için? Neler düşündürüyor size baba olma hissi?

Ben kız olacak diye hissettim ama eşim erkek olacak diye hissetti. Ablamda iki erkek çocuğu var. Kardeşimin de kızı var. Hepsi elimizde büyüdükleri için kız çok farklı bence. Ben de onun için kız olsun istedim. Nisan ayında doğacak. Benim doğum günüm de 10 Nisan. Tam aslında içinde bulunduğu duyguları tarif edemiyorum. Eşim tabi karnında taşıdığından dolayı ve hormonlarının şu anda daha aktif olmasından kaynaklı olarak daha farklı ve duygusal düşünüyor tabi. Ciddi bir sorumluluk tabi ki. Ben bir de takıntılı olduğum için. Bir şey mi oldu, bir şey mi olacak? Kucağıma alırsam düşürür müyüm diye o nedenle doğunca ne olacak bakalım göreceğiz.

Peki çocuğunuzun ileride nasıl bir meslek seçmesini isterseniz? Siyasete atılmasını ister misiniz?

Önümüzdeki yıllarda meslekler zaten değişiyor, daha da değişecek. Çok farklı meslekler olacak gelecekte. Pandemi çıktı herkes alışverişini internetten yapar oldu. Bu mesela yazılımla ilgili bir konu. Tabi ben tutup da çocuğuma şu mesleği seçeceksin demem çünkü annem babam bana böyle bir şey yapmadı. Ben de yapmam. Tabi yol gösterdiler ama tercih noktasında ben karar verdim. Babam bana git Amerika’da yaşa dedi mesela. Her imkanı hallederim ben dedi. Ama ben Bandırma’yı çok seviyorum. Memleketim burası benim. Öyle böyle bir sevgi değil bu aslında. 3 gün üst üste ben buradan ayrı kalamam. Tatillerim mesela 3 günü geçmez benim. Sanki Bandırma’yı kaçıracaklar. Belediye Başkanı olmadan önce de böyleydi. Arkadaşlar tatil planı yaparlardı mesela. Eşli çocuklu bir yerlere giderdik. En fazla 4 gün yaparlardı eğer ben geliyorsam.

Belediye Başkanı olmanızın ardından Belediye’de neler değişti? Nasıl bir yönetim şekliniz var?

Aslında Belediye Başkanı olmadan önce Belediye içerisindeki bir çok bürokrat arkadaşımızı zaten tanıyordum. Kendimiz de iş hayatından geldiğimiz için belli bütçeleri yönettik tabi ki. Yöneticilik vasfım çocukluktan bu yana var yani. Belediye büyük bir bütçe. Gelirleri, giderleri, personel yapısı belli. İlk önce daire müdürlüklerinde değişikliklere gittik. Daha genç, dinamik ve bizim hızımıza ayak uydurabilecek bir kadro yapısı oluşturduk.

Belediye’yi işadamı mantığı ile mi yoksa siyasetçi mantığı ile mi yönetiyorsunuz?

Hepsinden bir karışım var aslında. Belediye’nin hizmet üretmesi gerekir. İş hayatında bir malı 1 liraya alıp 1,5 liraya satarsın o satış fiyatındaki 50 kuruş senin kendi kârındır. Bu parayla ister yatırım yaparsın, ister biriktirirsin, istersen de yersin. Belediye’de ise gelirler ve giderler var ve ana konu hizmet üretmek. Kar elde etmeyebilirsin ama paranı hizmete çevirmek zorundasın. İşadamı mantığı ile mesela şu şekilde bir şeyler yapıyoruz. Mesela geldiğimizden bu yana teknolojimizi, araçlarımızı yenilemeye çalışıyoruz. Çünkü eski araçların mazot masrafları, parça değişim masrafları, arızaları ciddi şekilde paralar tutuyordu. 60 bin TL’lik kamyon için 30 bin TL’lik motor masrafın oluyordu. Asfalt plenti aldık mesela. Bu plent bizim şantiyemizde duruyor normalde eskisinden bahsediyorum tabi ki şimdi varolan halinden. Yeni plent daha gelmedi çünkü. Bir de bizim taş ocağımız var. Taş ocağından araçlarımız 8 km mesafeden buraya malzeme getiriyorlar. Tekrar dönüp 8 km daha gidiyorlar. Yeni asfalt plentini şimdi ben taş ocağına kurduracağım. Böylece bir aracın 8 km git gel 16 km’de yakacağı mazot masrafı ve o yolu kat ederken oluşabilecek tüm arıza ihtimallerine harcayacağın para cebine kalacak. Bizim eski asfalt plentimiz 1984 yapımı. Fuel oil ile çalışıyor. Şimdi ki yeni teknoloji, doğalgazla çalışıyor. Bu işte biz her türlü karlıyız. Aliağa’dan bütim alıyoruz mesela. O bütimi kışın aldığın zaman kamyonu 24 bin TL. Yazın biz bunu 60 bin TL’den alıyoruz bir kamyonunu. Şimdi oraya 200 tonluk depo yapacağız. Kıştan alacağız. Bir kamyon 20 ton alıyor, 200 tonluk depoda 10 kamyon yapar. Bunu alıp kıştan depolayacağız. İşte bu işadamı mantığı. 36 yıldır Bandırma Belediyesi bu asfalt plentini kullanıyormuş. Belki bizim alacağımızı da bir 36 sene kullanacaklar. Şu anda mesela Belediye’de personel, daire müdürleri, ben tek tek eğitim alıyoruz. Burada hedef kurumsallaşmak. Belediye’deki personel yapısı komple değişiyor. Mesela bir işi eğer Belediye’de bir kişi yapıyor ve o işi yapan kişi izinli diye o iş yapılmadan kalmayacak. Birinin yapabildiği için aynı serviste en az 2-3 kişi daha yapabilecek durumda olacak. Yeni daire müdürlükleri açılacak, bazıları kapanacak. Belediye kurumsallaştıkça işler sistematik gidecek. Şikayetler geliyor mesela. Örneğin Fen İşleri’ne 30 tane şikayet gelmiş. İnsanlara geri dönüş yapılmıyor. Halk Masası aktif olarak çalışmıyor. Ama artık önümüze dokümanlar gelecek. Hangi müdürlüğe kaç kişi şikayette bulunmuş. Bu şikayetlerin kaçı çözüme ulaştırılmış. Ona göre tablo halinde bakacağız. Müdürler toplantısında bunları gözden geçireceğiz. Müdürlerin performansları da ortaya çıkacak. Rastgele ben arayacağım mesela. Sorununuz çözüme kavuştu mu diye?

Belediye Başkanı seçilmeden önce adaylık döneminizde bazı planlamalarınız vardı muhakkak. Başkan seçildiğinizde mesela ilk önce şu projeyi yaparım. Buradan başlarız gibi. Pandemi meydana geldi. Pandemiye ekonomik boyutuyla baktığınızda bu planlarınızı ne kadar aksattı ve Belediye bütçesinden ne kadar götürdü?

Olaya sadece maddi olarak bakmamak lazım. Belediye’nin çalışma performansı olarak da bakmak lazım. Tüm kamu kuruluşları pandeminin ilk günlerinden bu yana personel eksiltme ve dönüşümlü çalışma düzenine geçti. Tabi biz Belediye olarak çok ciddi şekilde kamu kaynaklarını seferber ettik. Dezenfektanlar olsun, temizlik işleri olsun, maske, eldiven dağıtımı olsun, evine ekmek, erzak alamayan insanlar için erzak ve alışveriş çeki yardımı gibi bir çok işlerimiz oldu. Bunlarda biz Belediye olarak yaptıklarımızın yanı sıra bir de Vefa Grubu çatısı altında da yaptık. İnsanlar bence Belediyelerin varlığını pandemi döneminde çok iyi anladı. Belediye her yerde Belediye. Çünkü Belediye’nin kendine ait bir kamu kaynağı var. Daha rahat harcama yaptığı bir bütçesi var. Mesela biz pandemi döneminde asfaltı, taş döşemeyi yapmadık. Oraya harcayacağımız kaynağı sosyal yardımlara aktardık. Araçlar aldık içine adamlar koyduk Kaymakamlığa verdik. Bugün mesela Kaymakamlık ve Emniyet personel kaynağı açısından belli bir ölçüye sahip ama bizim personel kaynağımız ciddi ölçülerde. 140 tane temizlik işçimiz var. Park bahçelerde, Fen İşleri’nde onlarca işçimiz var. Biz mesela onları pandemi döneminde başka işlere de geçici olarak sevk edebiliriz.

Bandırma Belediyesi’nde kadro şişkinliği olduğunu düşünüyor musunuz?

Aslında bunu daire müdürlerine sorsanız adam eksiğimiz var diyor. Baktığımızda bir yandan da çok adam var. Aslında kurumsallaşmadaki kasıtlardan biri de personel yapımızı görmek. Personelimiz fazla mı? Az mı? Ya da fazla personel yanlış bir birimde mi değerlendiriliyor? Örneğin 25 tane zabıtamız var. Bunlar rantabl kullanılıyor mu? Fen İşleri’nin elektrik birimi var. Aynı zamanda Destek Hizmetlerinin de var. Birinde 3 elektrikçi var diğerinde 2 tane var. İmar’ın da var. Elektrik İşleri tek yerde olacak. Ama bu sefer İmar’daki, Fen İşleri’ndeki, Destek’teki elektrikçileri bir yere topladığında atıyorum 9 elektrikçi edecek. Bu kez Belediye’nin bu kadar elektrikçiye ihtiyacı var mı diye sorgulayacağız. İşini 3 kişi çözüyorsa o zaman oradaki 6 adamı diğer birimlerde değerlendireceksin. Bu işin amacı bu. Fazla personel varsa ya da az personel varsa onu bulmak. 25 tane zabıtamız var. Çanakkale’nin nüfusu 120 bin, bütçesi 300 milyon, 9 tane mahallesi var. 65 tane zabıtası var, yetmiyor. Bandırma 170 bin nüfus ama 25 tane zabıtamız var. 25 zabıta ile olur mu? Zabıta eksiğimiz var. Park ve Bahçeler’de 10 kişi var. Koca Bandırma’nın peyzajı 10 kişi ile olur mu? Orada eksik var. Ama bu süreçte eksikler fazlalıklar ortaya çıkacak ve bir yol haritamız oluşacak. Pandemi olmasaydı biz bunları 1 sene önce gerçekleştirmiştik. Daire Müdürlerine talimat verdik. Bize birer tane gelir getirici proje üretin. Her daire müdürü için geçerli bu. İnsanları hareketlenmeye birbiriyle yarış içinde olmaya çalıştırıyoruz. Herkes kendini göstermek istiyor aynı zamanda. Bunların hepsi analitik şekilde inceleniyor. Bir çok arkadaş direniyor mesela bu konuda. Ama ben kararlıyım. Uyan uyacak, uymayan gidecek. Babamın oğlu olsa acımam. Çalışan, yapmak isteyen, hevesli olan gelecek. Hep böyle bir arkadan çekme var. Kanun böyle diye. Bardağın dolu tarafından bakacaksın. Stratejik Plan Müdürlüğü, Teftiş Müdürlüğü, AR-GE Müdürlüğü yok Belediye’de. Şimdi onları kuruyoruz. Stratejik Plan Müdürlüğü’nün altında mesela AR-GE Birimi olacak. Bu AR-GE birimi Avrupa Birliği Fonları üzerine araştırmalar yapacak. O fonları almak için neler yapabiliriz onlara bakacak. Mesela Eskişehir’in Odunpazarı Belediyesi var. AB’den milyonlarca euro’luk fonlar alıyor projeleri için.

Bize birer tane gelir getirici proje üretin. Her daire müdürü için geçerli bu. İnsanları hareketlenmeye birbiriyle yarış içinde olmaya çalıştırıyoruz. Herkes kendini göstermek istiyor aynı zamanda. Bunların hepsi analitik şekilde inceleniyor. Bir çok arkadaş direniyor mesela bu konuda. Ama ben kararlıyım. Uyan uyacak, uymayan gidecek. Babamın oğlu olsa acımam. Çalışan, yapmak isteyen, hevesli olan gelecek. Hep böyle bir arkadan çekme var. Kanun böyle diye. Bardağın dolu tarafından bakacaksın. Stratejik Plan Müdürlüğü, Teftiş Müdürlüğü, AR-GE Müdürlüğü yok Belediye’de. Şimdi onları kuruyoruz. Stratejik Plan Müdürlüğü’nün altında mesela AR-GE Birimi olacak. Bu AR-GE birimi Avrupa Birliği Fonları üzerine araştırmalar yapacak. O fonları almak için neler yapabiliriz onlara bakacak. Mesela Eskişehir’in Odunpazarı Belediyesi var. AB’den milyonlarca euro’luk fonlar alıyor projeleri için.

Gerek pandemiden dolayı, gerekse kurların yüksek olmasından dolayı iş dünyası şu anda yatırıma yönelik bir seyir izlemiyor. Fakat Bandırma Belediyesi’nin yıllardan bu yana şehir için önemli arsaları var. Cin Çukuru gibi, Tekel Binaları’nın yerleri gibi.. Bunların değerlendirilmesi ile ilgili bir projeniz var mı?

Pandemiden dolayı, kurların yüksekliğinden dolayı yatırımcı şu anda ülkenin ortamını yatırım yapılabilir olarak görmüyor. Buralar ciddi yatırımcıların gelip proje üreteceği yerler. Pandemiden önceki süreçte Cin Çukuru ile ilgili 2-3 yatırımcı geldi. Görüşmelerimiz vardı. Projenin maliyeti 150 milyon TL. Yap-İşlet-Devlet ile verilebilir, kat karşılığı verilebilir. Ama pandemi olunca adamlar biz şu andaki süreçte yapamayacağız dediler. Orası şu anda beklemede. Piyasa biraz açıldıktan, ekonomi toparlandıktan sonra Cin Çukuru yapılır diye düşünüyorum.

Arazileri illa ki yap -işlet-devret modeli ile ya da kat karşılığı seçenekleri ile mi değerlendirmeyi düşünüyorsunuz? Oraları satıp elde edeceğiniz parayı yeni projelere yeni gelir getirici alanlara aktarmayı düşünmez misiniz?

Burada üç tane büyük arazi var. Adnan Menderes Tekel, Ordu Caddesi Tekel ve Cin Çukuru. Cin Çukuru’nun tapusu Belediye’nin üzerine. Yatırımcıya da açabilirsin, satabilirsin de nasıl olursa ama diğer Tekel arazilerinde kamu yararı şerhi var. Sadece Cumhurbaşkanı kaldırabilir bu şerhi. Alan kişi kamu yararına alması lazım. Kamu yararına aldıktan sonra ne yapacak oraya? Ama Adnan Menderes ile ilgili de geçenlerde biri geldi. Hem kamu yararı sağlayacak hem de gelir getirecek bir proje olabilir oraya. Ordu Caddesi’ndeki Tekel binası ile ilgili ise KEV ile görüştük. Dik yarı yapalım, bir taraf sizin diğer taraf bizim dedim. Buraya öğrenci yurdu yapalım dedim. İsterseniz altına dükkan yapın, salon yapın.

Bandırma Belediyesi’nin kendi öz kaynakları ile buraya yurt veya başka bir gelir getirici, kamu yararı sağlayıcı proje yapma yetisi yok mu?

Yapabiliriz tabi ki. Mesela hemen ilerisinde bizim tek katlı öğrenci evimiz var. Orayı yıkıp 8 katlı yurt yapacağız mesela. Onu becerince diğer tarafı da planlayabiliriz. Şimdi mesela Cumhuriyet Caddesi var. Haydarçavuş Cami’nin , Barış Manço Kültür Merkezi’nin olduğu cadde. Ben şimdi orayı trafiğe kapatmak istiyorum. Yolu otoparkın içinden geçirmek istiyorum. Yolun sağı solu yine otopark olarak kalsın mesela. Burada amaç camiyi ve nikah dairesini ön plana çıkarmak. Cami, nikah salonu, ileride Bandırma Palas’ın olduğu otel binası, hemen ilerisinde Emniyet’in olduğu tarihi bina ve karşısında eski Demirspor Lokali binası ile birlikte Bandırma ortaokulunun olduğu bina da dahil. Orayı komple ön plana çıkaracak tarihi bir alan yapma hedefindeyiz. Kültür Merkezini yıkacağız mesela. Işıklandırma ile görsel bir yapı oluşturmaya çalışacağız. Şimdi ki otoparkların olduğu yerden geçecek yolu da yine Cumhuriyet Meydanı’nı ikiye yaracak şekilde Bandırma ortaokulu’nun önünden geçirerek livatyaya doğru bağlamak düşüncem var.

Sayın Başkan öncelikle size ve değerli eşinize çok teşekkür ediyoruz. Evinize bizi misafir ettiğiniz ve sorularımıza içtenlikle cevap verdiğiniz için.

Biz de Şehir in Life dergisine öncelikle yayın hayatında başarılar diliyoruz ve geldiğiniz için çok teşekkür ediyoruz

 

REKLAM ALANI
BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.